171 sonuç

Tarama Sonuç Kümeleri
Tümünü Listeye Ekle
Bu araştırma Diyarbakır’da 16-21 Kasım 2021 tarihleri arasında yapılan Mezopotamya Gurme ve Yöresel Lezzetler Fuarı’na katılım sağlamış Diyarbakır’ın yerel yiyecek içecek işletmelerinin sosyal medya uygulamalarından faydalanma düzeylerini ölçmek ve sosyal medya kullanımının yiyecek içecek işletmeleri açısından olumlu ve olumsuz yanlarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan görüşme formu, Diyarbakır’da faaliyet gösteren 15 tane yiyecek içecek işletmesinin sahibi ya da yöneticisi tarafından cevaplanmıştır. Literatür taraması sonucunda Diyarbakır’da konuyla ilgili bir çalışma olmadığı dikkati çekmiştir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan görüşme tekniği kullanılmış ve bu doğrultuda veri toplama işlemi gerçekleşmiştir. Toplanan verileri açıklayabilmek için ses kayıtları dinlenmiş ve söylenenler olduğu gibi yazıya geçirilmiştir. Yazıya geçirilen veriler içerik analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma evrenini, Diyarbakır’da faaliyet gösteren ve Mezopotamya Gurme ve Yöresel Lezzetler Fuarı’na katılım sağlamış sosyal medya kullanan yiyecek içecek işletmeleri oluşturmaktadır. Yapılan bu çalışmada, Diyarbakır’da yiyecek içecek sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin sosyal medyayı pazarlama aracı olarak aktif bir şekilde kullandıkları görülmüştür. İşletmelerin tamamı Instagram uygulamasını tanıtım, reklam ve ürün siparişinde kullandıkları tespit edilmiştir. Instagram uygulaması sonrası kullanım sıralamasında ikinci sosyal medya uygulamasının Facebook olduğu tespit edilmiştir. Bu iki uygulama dışında işletme yetkililerinin Twitter, Google, Youtube ve web sayfası uygulamalarını da kullandıkları tespit edilmiştir
Türkçede geniş zaman ekleri, çok değişim göstermemiş eklerden olup Türkçenin tarihî dönemlerinden günümüze kadar hem işlev hem de biçim olarak korunabilmiştir. Ancak bazı geniş zaman eklerinin eylemlere gelişinde geçmişten günümüze bazı değişimler ve tutarsızlıklara sahip olduğu görülmektedir. Bu tutarsızlıklar çok derin olmasa da birtakım belirsizliklere neden olmaktadır. Bu açıdan, karışıklığı önlemek amacıyla, hangi eylemlere hangi eklerin geldiğine dair dilbilimsel bir çözüm üretmek gerekmektedir. Bu çözüm, eylemlere gelen eklerin geliş nedenlerinin belirlenme çabasıyla mümkün olabilir. Bu çalışmanın amacı bu çözümün ne olduğunu belirlemek üzerinedir. Çalışmada tarama yöntemiyle Türkçe Sözlük’te yer alan tüm eylemler listelenmiş ve eylemlerin aldığı geniş zaman ekleri belirlenmiştir. Tek heceli eylemlerde sonu ‘-l, -n, -r’ akıcı ünsüzlerle biten eylemlerde bir tutarsızlık olduğu tespit edilmiştir. Morfolojik değişimin fonetikle ilgili olduğu görülmüştür. Belirlenmiş bu eylemlerin aldıkları geniş zaman eklerinin belirlenmesiyle anadil konuşuru ile birlikte Türk dili öğretiminde de geniş zaman ekinin kullanımıyla ilgili belirsizlik giderilmiş olacaktır.
Recently, agents with natural antioxidant and antimicrobial properties have been popularly studied. For this purpose, phenolic compounds, terpenes, and organic acids are examined for their antioxidant and antimicrobial properties. Of these, organic acids are increasingly being used in pharmacology, medicine, food, and industry. Quinic acid is a natural organic compound found in many edible fruits and plants. In this study, the antioxidant effect of quinic acid, which has the structure of cyclohexane carboxylic acid, was determined in vitro using seven different methods (DPPH, ABTS, CUPRAC, DMPD, FRAP, Fe3+ reduction, and Total antioxidant method). In addition, its antimicrobial effect on fungi (C. albicans), gram-positive bacteria (S. aureus, S. pyogenes), and gram-negative bacteria (E. coli, K. pneumoniae, and P. aeruginosa) were determined by the disk diffusion method. As a result, it was found that quinic acid has broad-spectrum antimicrobial properties, but its antioxidant properties are too low to be highlighted. While its antimicrobial activity was quite good, especially on K. pneumoniae E. coli, S. aureus, S. Pyogenes, and P. aeruginosa, it did not show any effect on C. albicans. Although the antioxidant property of quinic acid is low, it showed more antioxidant properties in the DMPD method, which is one of these methods, because it dissolves very well in water.
Sasaniler döneminde Pehlevi diliyle yazıya aktarılmış Dreḫt-ī Āsūrīg (Asur Ağacı), doğu edebiyatlarında dıştan bakınca “din dışı” gibi görünen metinlerdendir. Ayrıca doğunun en kadim münâzara ve müfâhare örneklerindendir. Bir keçi ile bir hurma ağacının atışmasını ve üstünlük yarışını konu alan anlatıda keçi, hayvancılıkla uğraşan Zerdüştî toplulukları, karşısındaki hurma ağacı ise Mezopotamya menşeli çok tanrılı Asur topluluklarını ezoterik şekilde temsil eder. Bu yönüyle eser Aryan ve Semitik halkların münâzarası olarak da görülebilir. Münâzaranın bunun dışında da farklı sembolik yönleri ve semantik özellikleri sözkonusudur. Toplam 121 bentten oluşan ünazaranın farklı dillerde birçok çevirisi bulunmaktadır. Bir kopyası Mehraban Kay-Khosrow Kodeksi arasında günümüze kadar ulaşmış münâzarada, huzvariş kelimelerde olduğundan; satır aralarında semitik dillerden Süryancanın izlerine de rastlamak mümkündür. Bu makalede, Pehlevi yazılı mirası içerisinde yer alan Dreḫt-ī Āsūrīg’in incelemeli tanıtımı yapılmış ve ortografik transkripsiyonuyla birlikte Türkçe çevirisi eksiksiz şekilde araştırmacılara sunulmuştur. Metinde yer alan bazı özel kavram ve semboller; kadim İran kültür ve edebiyatı, Mezopotamya sahası ve Zerdüştlük alanı incelemelerine katkı sağlaması amacıyla değerlendirilmiştir.
Kurulduğu günden beri rejim güvenliğini ve toprak bütünlüğünü sağlamak için dışarıdan hamilere dayanmayı geleneksel dış ve güvenlik politikası olarak benimseyen Suudi Arabistan, 2015 sonrası dönemde yaşanan bazı gelişmeler nedeniyle yeni güvenlik arayışlarına girmiştir. Çünkü bu dönemde Orta Doğu bölgesinde oluşan güç ve güvenlik boşlukları ve İran liderliğinde yükselen Şiilik, Suudi vatandaşı Şiilere cesaret aşılamış ve Şiilerin rejim karşıtı siyasal aktivizmlerine önemli bir destek sağlamıştır. 2015 sonrası ABD’nin Suudi rejim güvenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik garantilerinin azalması, Suudi liderliğinde oluşturulan “Sünni Konsensüsü”nün Yemen ve Suriye krizlerinde etkisiz kalması, Rusya ve Çin’in İran’la derinleşen ilişkileri Riyad yönetimini dâhili dengeleme politikasına yönlendirmiştir. Bu süreçte Riyad yönetimi içeride ve dışarıda sürdürdüğü Şii karşıtı sertlik yanlısı mezhepsel politikayla içeride rejime muhalif olan Sünni İslamcı kanadın rejimle kenetlenmesini sağlamaya çalışmıştır. Bu politika aynı zamanda Suudi-İsrail yakınlaşmasına Suudi kamuoyunda meşruiyet kazandırmak için de kullanılmıştır. 
Turistler bir destinasyona özgü yemekleri tatmak, mutfak kültürünü deneyimlemek, destinasyona özgü yemeklerin üretim aşamalarını görmek için turizm faaliyetlerine katılabilmektedir. Özellikle son yıllarda gastronomi turizmi destinasyonlar için popüler ve ilgi çekici bir turizm türü olarak öne çıkmaktadır. Gastronomi turizmi turistler için unutulmaz anı ve duygu yoğunluklu tatmin edici bir deneyim sunmayı amaçlayan ve bu yönüyle popüler bir turizm türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışma Mardin’e gelen yerli ziyaretçilerin gastronomi deneyimlerinin incelenmesi ve demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koyma amacı taşımaktadır. Çalışmada nicel yöntem tercih edilmiştir. Veriler Mardin’i ziyaret eden 250 yerli ziyaretçiye anket formu doldurtularak elde edilmiştir. Elde edilen verilere doğrulayıcı faktör analizi yapılarak ölçeğin yapı geçerliliği sağlanmaya çalışılmıştır. Yerli ziyaretçilerin gastronomi deneyimlerinin demografik özeliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamak için t-testi ve ANOVA testleri yapılmıştır. Turistlerin gastronomi deneyimleri ile medeni durumları, yaşları, aylık kişisel gelirleri ile aralarında anlamlı ilişkiler tespit edilmiş iken cinsiyetleri ve eğitim durumları arasında ise anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir.
Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin Covid-19 pandemisi sürecinde tükenmişlik deneyimlerine ilişkin görüşlerine başvurarak tükenmişlik durumlarını ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın nicel bölümünde 111, nitel bölümünde ise 14 öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilen ve karma desen yaklaşımının kullanıldığı araştırmada nicel veriler Demografik Bilgi Formu ve Maslach Tükenmişlik Envanteri aracılığıyla, nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Bulgular, kadın öğretmenlerin kişisel başarı konusunda kendilerini daha yetersiz hissettiklerini ve öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinin branşa göre anlamlı düzeyde değiştiğini göstermiştir. Tükenmişlik, yaş ve kıdem arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Öğretmenler pandemi nedeniyle fiziksel, sosyal, mesleki ve psikolojik sorunlar yaşamış, değişen eğitim gereksinimlerine uyum sağlamada bazı güçlüklerle karşılaşmış ve mesleki gelişim fırsatlarını kullanmıştır. Araştırma sonuçları, psikolojik olarak zor koşullar sırasında duygusal zorluklarla mücadele etmek için önleme ve iyileştirme programları yoluyla öğretmenlerin güçlendirilmesine yönelik ihtiyaca işaret etmektedir.
Vitamin D is a steroid in character and fat-soluble vitamin. It is produced primarily from cholesterol in the skin and is also taken up in a small amount in the diet. 25(OH)D3 levels are used as an indirect measure of vitamin D levels. Our aim was to investigate the variation in serum 25(OH)D3 levels of patients admitted to the hospital in and around Mardin based on gender, season, and age. 25(OH)D3 concentrations were evaluated at Mardin Training and Research Hospital between 01.01.2017 and 31.12.2019. Our study established subgroups according to gender, season, age, and 25(OH)D3 status. 25(OH)D3 concentration was measured using the chemiluminescence method. A significant decrease was observed in the 25(OH)D3 levels of female (13.62±11.53 ng/ml) patients compared to male patients (12.14±9.38 ng/ml). A significant increase was detected in the summer and autumn seasons compared to winter and spring (p<0.001). There was no significant difference between age and serum 25(OH)D3 concentration (p>0.05). 25(OH)D3 status was shown to be 60.5% in the severe deficiency group. As a result, it has been shown that the vitamin D profile in Mardin and its surroundings is low in all seasons and in all age groups. For this reason, consuming food sources rich in vitamin D and taking supplements indicate that the importance of sunlight in vitamin D metabolism should be emphasized.
The combination of marriage and contract (ʿaqd al-nikāḥ) has been one of the interesting subjects for the scholars to be discuss and elaborate. The focus of this attention has been on analysis and understanding of the contractual component of the marriage reflecting a similarity with economic contracts. Recent studies endeavored to explain this nexus; however, they have also neglected to include how contract as a concept operates in Islamic law and beyond, and the discussions between the schools on the metaphoric aspect of the marriage contract. Classical legal scholars elaborated how marriage is represented by contract model, its relation to other economic contracts, and how the contractual aspect of the marriage is articulated. In particular, the argument that the contractual aspect of nikāḥ is partly related to metaphor offers another dimension in exploring the nature of the marriage contract. This study aims to analyse the nexus by including both the discussions on the metaphoric aspect of the marriage contract and the shortcomings in explanations of the contractual component of the marriage contract.
Bu çalışmada Cahiliye döneminden risalete Sāsānīlerin Arap Yarımadası’ndaki dinî ve siyasi varlığı, Kur’an-ı Kerim’in bahse konu ettiği mecūs kavramının tarihsel arka planına temasla irdelenecektir. Bu çerçevede Cahiliye Arabı’nın İran/Pers kültür havzasıyla münasebetinin boyutu, mecūs kavramının odağa alınmasıyla tartışılacaktır. Bu kavramın oluşum sürecinde Ḥīre’nin ve Güney Arabistan’ın Arap-Pers etkileşimindeki kayda değer rolüne temas edilecektir. Özellikle Sāsānī hakimiyetinin Arap Yarımadası’na bakan yüzü olan Ḥīre’nin konumu, kültürel etkileşimin zemini olarak öne çıkmaktadır. Bu yolla Sāsānīlerin bu coğrafyadaki kadim tarihine ışık tutulurken mecūs ifadesiyle dinî bağlama işaret edilecektir. Böylelikle Kur’an’ın kullandığı mecūs kavramının Cahiliye Arabı’nın zihin dünyasında bir karşılığının olduğu ve dolayısıyla Sāsānīlerin dinî anlayışının Arap Yarımadası’nda bu kavram üzerinden varlık bulduğu ortaya çıkarılacaktır. Aynı zamanda risalet sürecinde Mecūsīlere ilişkin onların da Ehl-i kitap gibi kabul edilmeleri hususu, Cahiliye Arabı’nın anlam dünyasıyla arz ettiği paralellik açısından bahse konu edilecektir.
Helenizm MÖ. IV. yüzyılın sonlarında Doğu ile Batı’nın senkretizminden ortaya çıkan bir kültürdür. Hellenistik Devir, Romalı triumvir Octavianus’un diğer triumvir Marcus Antonius’u ve Mısır Kraliçesi Cleopatra’yı MÖ. 31 yılında mağlup etmesiyle sona ermiştir. Tarihi anlamda ömrünü tüketmiş olsa da bu dönemin kültür ve sanatı, ilkçağda olduğu kadar orta ve yakınçağda gelişen medeniyetleri çeşitli alanlarda etkilemeye devam etmiştir. Ortaçağ’da İslam Medeniyetinin hakim olduğu bir coğrafyada Hellenistik kültürün izlerini takip ettiğimiz Artuklu Beyliği’nin figürlü sikkelerindeki etkilenim bu anlamda inceleye değerdir. Mardin Artuklularının figürlü sikke ikonografisindeki Hellenistik ögeler makalemizin ana konusunu oluşturmaktadır. Artuklu sikkelerinde kendi dönemlerinin öncesinde yaşamış ve tarih sahnesinden çekilmiş Grek, Roma, Sasani Dönemlerinin simgelerine rastlanmaktadır. Bu tür semboller, bölgedeki kadim kültür ve geleneklerin tesirinin devam ettiğini göstermektedir. Artuklular yönetime geldiğinde var olan çok kültürlü toplum mozaiğinin ahengini kendi kimlikleriyle harmanlayarak yansıtmış olduğu düşünülmektedir. Mardin Artukoğulları sikkelerinin figürlü bezemeleri, çağının kültürel zenginliğinin, kamuoyunun değer algısının, sosyoekonomik durumunun ve felsefi düşünüşünün ürünüdür. Artuklu sikkelerine yansıyan propaganda amaçlı betimlenen hükümdar resimlerinde ve astrolojik betimlerinde çeşitli kadim kültürlerin geleneksel izlerinin yanında Antikçağ ve Hellenizm’in sembolik ifadeleri görülmektedir.
nesir alanında klâsik Türk edebiyatının tanınmış sîmâlarından biridir. Aslen Kerküklü olan Nevres’in hayatı hakkındaki bilgiler sınırlı olmakla birlikte, kaleme aldığı manzum ve mensur eserleri hayatı ile ilgili bazı bilgileri ihtivâ etmesi bakımından ayrı bir öneme sâhiptir. Bu eserlerine, sürgün yüzünden gurbette geçen hayatını aksettirebilmiştir. Eserleri arasında, şâiriyet üslûbunun tespiti açısından Nevres’in Türkçe Divanı kadar Farsça Divanı da kendisinin Fars diline ve edebiyatına vukûfiyetini gösteren kıymetli bir eserdir. Öyle ki Farsça Divanı ile Nevres, Türkçe şiirlerinde olduğu gibi Farsça şiir söylemedeki başarısını ortaya koymuştur. Gazel nazım şeklinin daha fazla yer aldığı bu divan; kasîde, târih, tahmîs, sâkînâme, muammâ, lugaz, rubâî, kıt’a, müfred gibi diğer nazım şekillerinden müteşekkildir. Bilhassa bu divanındaki Sa’dî-yi Şîrâzî ve Örfî-yi Şîrâzî gibi İran edebiyatının büyük şâirlerinin kasîdelerine yazdığı 97 bentten müteşekkil iki tahmîs, onun şâirliği üzerinde bu iki şâirin güçlü etkisini göstermektedir. Nevres-i Kadîm’in hayatı, eserleri ve edebî şahsiyetiyle alâkalı olarak gerçekleştirilen bu çalışmada; Nevres’in hayatının şahsî tarafını ilgilendirmesi bakımından müderrisliğe tâyin olmasına vesîle olan Sa’dî-yi Şîrâzî’nin kasîdesine yazmış olduğu tahmîs üzerinde duruldu. Sa’dî’nin klâsik Türk şiirine etkisi bağlamında ilgili tahmîsten hareketle, Nevres-i Kadîm’in şairlik yönünün değerlendirilmesi hedeflendi.
Covid-19 salgını, eğitim ile ilgili büyük bir değişimi beraberinde getirdi. Eğitimin bütün paydaşları daha önce alışık olmadıkları bir durumla baş başa kaldı. Bu dönemde, öğrencilerin öğrenmesine uzaktan eğitim ile devam etmeleri sağlanmışsa da sürecin eğitim üzerinde önemli etkileri olduğu belirtilmektedir. Bu etkilerin neler olduğunun belirlenmesi gelecekteki eğitim süreçleri için önem arz etmektedir. Bu araştırmada, öğretmen görüşlerine göre COVID-19 salgın sürecinin eğitime yansımalarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada olgubilim deseni kullanılmıştır. Çalışma grubu ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu farklı branş ve kurumlarda çalışan 26 öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler elektronik ortamda toplanmış olup içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre COVID-19 salgın sürecinin genel anlamda eğitime olumlu ve olumsuz yansımaları olduğu ortaya çıkmıştır. Olumlu yansımaların öğrenci için öğrenmede özerk hale gelme, öğretmen için uzaktan eğitime uyum sağlama ve uzaktan eğitim için zorunlu durumlarda alternatif seçenek olma şeklinde olduğu belirlenmiştir. Olumsuz yansımaların da öğrencilerin derslerden soğuması ve öğretmenlerin iş yükünün artması şeklinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sürecin sosyal ilişkiler, kişisel hayat, psikolojik ve sağlık durumları açısından öğrencilere olumsuz yansıdığı ortaya çıkmıştır.
Bu çalışmanın amacı; sınıf öğretmenlerinin yaşam doyumuna ilişkin algılarının nasıl bir dağılım gösterdiğini ve bazı değişkenlere göre algılar arasında anlamlı bir fark olup olmadı- ğını ortaya çıkartmaktır. Genel tarama modeline dayalı betimsel tarama modeli kullanılarak yapılan çalışmanın evrenini, 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında Mardin ili merkez ve bağlı ilçe merkezlerinde bulunan kamu ilkokullarında görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın evreni, 104 ilkokul ve bu okullarda çalışan 1480 sınıf öğretmenininden, örneklemi ise, evrenden random yöntemi ile seçilen 542 öğretmenden oluşmaktadır. Çalış- mada, Diener ve arkadaşları (1985) tarafından geliştirilip Dağlı ve Baysal (2016) tarafından Türkçeye uyarlanan beşli likert yapısına sahip bir faktör ve beş maddeden meydana gelen “Yaşam Doyumu Ölçeği” kullanılmıştır. Mevcut çalışmada ölçeğe ilişkin Cronbach Alpha iç tutarlık katsayısı .874 olarak saptanmıştır. Araştırmada betimsel istatistikler, t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi uygulanmıştır. Bu testler sonucunda, anlamlı farkın hangi gruplar arasında olduğunu ortaya çıkartmak için LSD Testi ile çoklu karşılaştırmalar yapılmıştır. Çalışmada varılan bazı önemli bulgular şunlardır: (1) Öğretmenlerin yaşam doyumu algı ortalamasının “orta düzeyde katılıyorum” şeklinde olduğu, (2) Öğretmenlerin yaşam doyumu algılarının öğrenim durumuna, cinsiyete, medeni duruma, mesleki kıdeme ve okulun bulunduğu yerleşim yerine göre anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır.
Exam seat allocation has become a complex problem, with an increasing number of students, subjects, exams, departments, and rooms in higher education institutions. The requirements and constraints of this problem demonstrate characteristics similar to extensively researched exam timetabling problems. They plan for a limited capacity effectively and efficiently. Additionally, exam seating requires a seating arrangement to reduce the number of cheating incidents. In the literature, several genetic algorithm-based methods have been recommended to prevent students, who are close friends, from sitting close during the exams while providing the best exam session arrangement. We improved the performance of the genetic algorithm using parameter optimization and a new elitism method to increase the saturation rate and accuracy. The algorithm was tested on a real-world dataset and demonstrated high potential for the realization of a high-quality seating arrangement compatible with the requirements of educational institutions.
Web siteleri içerikleri özellikle yabancı hastaların sağlık tesisi seçimlerinde önemli bir kriterdir. SGHM ’ye göre Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 8 ilimizin 2’si (Siirt ve Kilis) hariç diğer 6 ilimizde (Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman, Mardin ve Adıyaman) toplam 37 kurum sağlık turizmi yetki belgesine sahiptir. Bu çalışma ile, sağlık turizmi yetki belgesine sahip bu kurumların web sitelerinin Maifredi vd. (2010) tarafından geliştirilmiş ve Birbir ve Buzcu (2014) tarafından Türkiye’deki sağlık kuruluşlarına uyarlanan 5 boyut (hastane bilgileri- hizmetleri boyutu, teknik faktörler boyutu, kabul-sağlık hizmetleri boyutu, dış faaliyetler, interaktif çevrimiçi hizmetler) toplam 85 kriterden oluşan ölçekle içerik analizlerinin yapılması, web sitelerinin incelenen ölçeğe göre mevcut durumlarının belirlenmesi ve varsa eksik yönlerin geliştirilmesi için faydalı bir kaynak oluşturmak amaçlanmıştır. Ölçeğe göre incelenen web sitelerinde kamu hastanelerini %60 oranı ile ilgili ölçekteki kriterleri karşıladığı fakat genel ortalamanın tüm hastaneler türünde %54 olduğu, il bazında en yüksek oranda kriterleri karşılayan ilin Adıyaman (%63,6) en düşük ilin ise Mardin (48,3) olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca web sitelerinin pek çok önemli kriterde eksikleri olduğu belirlenmiştir. İlgili sonuçlara göre hastane sağlık hizmetlerimizin sunumu kadar bunun uygun bir web sitesi ile tanıtılabiliyor olmasının önemine binaen, eksik kriterlerin giderilmesinin sağlık turizmi kapsamında tercih edilebilirliği yükseltebileceği belirtilebilir.
Tohum çimlenmesi ve fide oluşumu, bitki büyüme döngüsündeki en hayati aşamadır. Kuraklığa meyilli alanlarda, zayıf tohum çimlenmesi ve fide çıkışı başlıca problemlerdendir. Mevcut araştırma, iki ekmeklik buğday genotipine (DZ17-1 ve Empire Plus) farklı dozlarda salisilik asit uygulamasının çimlenme ve erken gelişim döneminde kuraklık stresine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma Şırnak Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü laboratuvarında tesadüf parsellerinde faktöriyel deneme desenine göre dört tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Çalışmada, ekmeklik buğday genotiplerinin tohumlarına 0, 0.5 ve 1 mM SA uygulanmıştır. Tohumlar 5 farklı kuraklık stresi (0, -0.25, -0.50, -0.75, -1 MPa PEG 6000 çözeltisi) ortamında çimlendirilmiştir. Koleoptil uzunluğu, kök uzunluğu, fide boyu, çimlenme hızı ve çimlenme gücü özellikleri incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; artan kuraklık stresi incelenen tüm özellikler üzerinde olumsuz etkiye sahip olmuştur. Kuraklık koşullarında sadece 0.5 mM SA uygulaması çimlenme hızı ve çimlenme gücü özelliklerinde artırıcı etkiye sahip olduğu görülmüştür. Empire Plus çeşidinin kuraklık stresine daha toleranslı olduğu belirlenmiştir.
Purpose: It is to empirically examine the factors affecting intra-industry trade in the automotive sector between Turkey and 24 OECD member trade partners. Design/Methodology: The determinants of intra-industry trade were tested with panel data analysis in the automotive sector. As a result of the test carried out to determine the model, regression analysis was performed with the Driscoll-Kraay standard error estimation method. Findings: The variables market size, development level, and trade openness have a positive impact on intra-industrial trade, while the variables market size difference, income inequality, and geographical distance have a reverse impact on intra-industry trade. Limitations: Export and import data for 2003–2019 are used in international trade figures in the 3-digit Standard International Trade Classification, SITC Revision-3. Originality/Value: Empirical application on the factors affecting intra-industry trade in the Turkish automotive sector is considered to be important and different in terms of subject.
Pozitif psikoloji ile gündeme gelen kavramlardan biri olan minnettarlık, birçok ruh sağlığı göstergesi ile ilişkilidir. Bu çalışma, Likert tipi Türkçe Minnettarlık Ölçeği geliştirilmesi için yürütülmüştür. Araştırma verileri lisans düzeyinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinden toplanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi için 477; açımlayıcı faktör analizi için 369 ve test tekrar test analizi için 24 olmak üzere toplam 870 veri kullanılmıştır. Uzman görüşlerinin ardından psikoloji lisans öğrencileri ile odak grup görüşmesi yapılmış ve 48 maddelik madde havuzu ile ilk uygulama ve açımlayıcı faktör analizi gerçekleştirilmiştir. Faktör analizi sonucunda madde yükleri düşük olan maddeler ölçekten çıkarılmış ve 26 madde ile birinci düzey doğrulayıcı faktör analizi için veri toplanmıştır. İlgili modelin test edilmesi sonucunda 4 madde daha ölçekten çıkarılmış ve 5 faktörlü 22 maddelik bir ölçek formu elde dilmiştir. İlgili maddelerin toplam varyansın % 53.51’ini açıkladığı görülmüştür.
Haçlı seferleri Avrupa dünyasında siyasi, sosyal, ekonomik ve baskın dini gerekçelerle başlatılmıştır. Haçlı seferlerinin gerek Batı dünyasında gerekse de Doğu İslam dünyasında önemli sonuçları olmuştur. Haçlı seferleri esnasında Avrupa muhayyilesinin İslam’a rağmen ve İslam’a karşı kendisini konumlandırdığı noktada daima düşmana ihtiyaç duyacak bir yerde olmaları nasıl anlaşılmalıdır? Haçlı ordularını harekete geçirici düşman “İslam/Müslüman” söylemi ve İslam peygamberi Hz. Muhammed’in algılanışı meselesi Haçlı seferlerinin neden? ve nasıl? tahrik edici sloganı yapılmıştır. Buradan hareketle, Hz. Muhammed ve İslam üzerinden oluşturulan algı ve bu algının oluşmasında Haçlı seferlerinin rolünün ne derece önemli olduğu makalenin üzerinde duracağı ana konudur. Ötekisi ve düşman olarak İslam ve Hz. Muhammed’in tasviri/tanımı Avrupa dünyasında sürdürülebilir bir düşman üreticiliğine yaramıştır. Bu algının Haçlı seferlerinin sürdürülmesi konusunda itici güç unsuru olma durumu ise makalede detaylıca işlenmiş, İslamofobia ile bağlantıları tespit edilmeye çalışılmıştır. Makalede kullanılan yöntem Bergson’un anı-imge ve algı- imge önermesi/metaforudur. Haçlı tarih tasavvurunun İslam’a ve Müslümanlara bakış açısının anlaşılması ve algılanması noktasında bu yöntemin oldukça geçerli olduğunu ifade edebiliriz. Ayrıca İslamofobia’nın bugüne evrilen bağlantılarının yine anı-imge ve algı imge-ile daha somut anlaşılacağını söyleyebiliriz.

/ 9
6 / 9